Tatil, turist
doğal ürünler, outdoor, rafting, kano, trekking. Tatil
fırsatları. Bot safari. Anadolu evleri, tarihi kültür
turları.
istamboul, Canakkale, Anzac
Tour, Anzac day Cappadocia, Hotels in Cappadocia, Cappadocia
Hotels, tours Cappadocia, baloon tours, cave hotels in
cappadocia, Kapadokya, sufism, sufist, Kayseri, Hotels in
Kayseri, Kayseri Hotels, tours in Kayseri, Trabzon, Trabzon
Hotels, Hotels in Trabzon, tours Trabzon, laz, sumela
manastiri, monastery, Sinop, Sinop Hotels, Hotels in Sinop
İ
...Ve Nostalji
Haber Tarihi: 10.01.2003
Fatih'te, eskiden "at pazarı" diye
bilinen mevkide; çevresindeki ahşap binaların
kentleşmeden nasibini
alıp beton yığınları haline gelmesine aldırmamış,
tarihselliğini yitirmemiş bir yapı… Yaklaşık 150 sene
önce yapıldığı zamanki gibi, bugün de aynı amaç için
ayakta… Bir sarı ayna, eski bir radyo, üç tane üzeri
mermer döşeli tahta masasıyla, saygının hâla(!) son
bulmadığı bir yer burası; bir "çayevi". Son Osmanlı
Padişahı Vahdettin zamanında Erzincan'ın Kemaliye
kazasından İstanbul'a gelen Hasan Sönmez, 1932 senesinde
burayı satın alır. Amacı, bu yeri yine çayevi olarak
işletmekti. Ve belki de bu yerin bir 70 yıl daha, otantik
havası solunarak içilen çayın tadına en iyi varılacak yer
olmayı sürdüreceğini hiç düşünmemişti. Tarihsel
görüntüsü, eskisi gibi dostça ve gerçek sohbetlerin
edilmesi, "medya ninnileri" dinlenmemesi, sembolik
ücretlerle çay-kahve içilmesi, komşu esnafa veresiye
verilen çaylar için duvara tebeşirle çentikler atılması
ona "nostalji" adının yakıştırılmasını sağlamış. Bu adı
ona, yakınında kurulu yurdun öğrencileri vermiş.
Nostalji, bayanların da rahatça girebildiği, taş ve kağıt
oyunlarının oynanması dahi düşünülmediği, gürültüden,
yoğunluktan, stresten, 'hız'dan, kısaca "İstanbul"dan bir
an için uzaklaşmayı isteyenlerin geldiği bir yer olarak
bilinmekte.
Nostalji'de, müşteriye yaşı ve mevkisi
gözetilmeksizin gösterilen bir saygı ve alâka
süregelmekte. O saygı ve alâka ki, aklî dengesi bozuk,
kimsesiz, meteliksiz birini de diğerlerinden ayrı,
ayrıcalıksız kılmamakta. Bu saygı, belki de,
müdavimlerinin onu anlatırken sıralayacağı yönlerinin en
başlarında gelmekte. Nostalji yaklaşık onbeş metrekarelik
bir yer ve bu yerde tam dört kişi çalışıyor. Mehmet,
Süleyman ve Metin kardeşler, babalarından miras bu yeri,
yine babalarının öğütleri ve öğrettikleri doğrultusunda
çalıştırıyorlar. Dördüncü kişi de, gülümseyişi bir an
olsun yüzünden eksiltmeyen, Mehmet Bey'in 37 yaşındaki
oğlu Hamza. Mehmet Bey 61, Süleyman Bey 59, Metin Bey ise
55 yaşında. Nostaljiyi bir de onların ağzından dinlemek
için ricada bulunduğumuzda, herbiri "ağabeyim daha
eskidir, daha iyi anlatır" gerekçesiyle kendinden bir
büyüğüne yönlendiriyor bizi. Ve sonunda Mehmet Bey'le
sohbet edebiliyoruz. Gelin, bu nostaljik çayevinin eski
zamanlarını onun sözleriyle gözümüzde canlandıralım: "40
sene evvel müşterilerimiz daha çoktu, çünkü bu kadar çok
kahvehane yoktu.
Buradan (Fatih'ten) ta Vefa'ya çay
götürürdük, soğutmadan. Bu civar önceleri ahırlarla
doluydu; '39 senesinde bunlar kaldırıldı, yerine
marangozlar, doğramacılar açıldı. Şimdi ise oto
tamircileri, boyacıları falan var işte. Yani bu civarda
eskiden de hep bizim çayımız içilirdi." Nostalji'ye bir
gün yolunuz düşerse, günümüzde adeta ütopyalaşmış 'saygı'
kavaramının üzerinde neden bu denli fazla durduğumu
anlayabilirsiniz. Kapıdan girdiğinizde (eğer üçü de o an
oradaysa) toparlanıp "beyefendi hoşgeldiniz, nasılsınız"
diye sizi karşılamaları, içeceğinizi masaya "beyefendi,
buyurun"la usulça bırakmaları, parayı uzatıp da çıkarken
"Allah bereket versin, güle güle, Allah sizi
utandırmasın, ananıza babanıza bağışlasın…" şeklindeki
temennilerle kapıyı açarak uğurlamaları, bu gözlemimi
(sanırım) doğru kılıyor. Nostalji'nin müdavimleri
arasında "Bülent" adlı biri var ki, oranın en 'enteresan'
karakterleri arasında başı çekiyor. Bülent 40'lı
yaşlarda, askerlik döneminde akli dengesini yitirmiş
birisi. Çayevinin bir köşesinde, ard arda yaktığı
sigaraları henüz yarısına gelmeden küllüğe bırakan ve bir
diğerini yakan birini görürüseniz, onun Bülent olduğuna
rahatlıkla kanaat getirebilirsiniz. Metin Bey'in, "bey"
diye hitap ettiği Bülent'ten ardarda içtiği çaylar için-
yarı şaka- para isteyişi gerçekten görülmeye değer.
Mehmet Bey, müşterilerine bu denli memnunluk verici yakın
ve sıcak ilgilerini, babalarının "mühim olan müşterinin
hoşnut olması" prensibine dayandırdıklarını belirtiyor.
Siz bir yandan elinizi cüzdanınıza atıp da hesabı ödemek
için birkaç bozukluk araken, onların "canın sağolsun,
yoksa sonra verirsin" şeklinde sözler sarfetmeleri; sizi
hâl-hatrınızı sorarak karşılamaları, insanların adeta
bozuk paraya endeksli bir robota döndüğü günümüzde,
babalarının bu öğüdünü hâla benimsediklerini kanıtlıyor.
Ve bu da, yine tarihin tozlu rafları arasında yerini
almış kişilerarası güven olgusunun yaşamını sürdürmesini
sağlıyor. "Eskiden etrafımızdaki dükkan sahiplerinin
hemen hepsi akşam kapatınca dükkanlarının anahtarlarını
bize bırakırdı. Onları duvara çakılı çivilere asardık.
Sabahleyin de gelir, alır, dükkanlarını açarlardı."
İnsana saygının, güleryüzün, güvenin yokolmaya yüz
tuttuğu günümüzde, Nostalji gibi, bu değerleri
müşterileriyle ilişkilerinde yitirmeyen yerlere çokça
ihtiyacımız var. Çayın, kahvenin bahane olduğu, gönlün
muhabbet istediği yerlere…
tour, gallipoli, Edirne, Edirne Hotels, Hotels in
Edirne, tours Edirne, Central Region of Turkey, Ankara, Ankara
Hotels, Hotels in Ankara, Tours Ankara, estambuli istambul, Turkei,
Turkiye, Turquia, Istamboul, Bursa, Bursa Hotels, Hotels in Bursa,
Tour in bursa, Hotels of Bursa, Canakkale, Canakkale Hotels, Hotels
in Canakkale, Hotels of Canakkale, Troya, Tours in kapatuka,
Konya, Konya Hotels, Hotels in Konya, tours Konya, mevlana
celalettin rumi, dervishes,