Tatil, turist
doğal ürünler, outdoor, rafting, kano, trekking. Tatil
fırsatları. Bot safari. Anadolu evleri, tarihi kültür
turları.
istamboul, Canakkale, Anzac
Tour, Anzac day Cappadocia, Hotels in Cappadocia, Cappadocia
Hotels, tours Cappadocia, baloon tours, cave hotels in
cappadocia, Kapadokya, sufism, sufist, Kayseri, Hotels in
Kayseri, Kayseri Hotels, tours in Kayseri, Trabzon, Trabzon
Hotels, Hotels in Trabzon, tours Trabzon, laz, sumela
manastiri, monastery, Sinop, Sinop Hotels, Hotels in Sinop
To: <cocukcer@tccd.org>
Subject: cocukcer: Bir toplantinin ardindan
From: Büyükünal <cbuyukunal@tnn.net>
Date: Fri, 30 May 2003 06:38:13 +0300
Delivered-to: cocukcer-outgoing@psurg.med.deu.edu.tr
Delivered-to: cocukcer@tccd.org
Reply-to: cocukcer@tccd.org
Sender: cocukcer-request@tccd.org
User-agent:
Microsoft-Outlook-Express-Macintosh-Edition/5.02.2022
Degerli Meslektaslarim,
Elazığ toplantisi sonrasi Kemaliye'ye yapilan gezinin
ardindan gece Elazig
da kaleme aldigim notlari vaktiniz olursa okur musunuz?
Bingöl depremi, Kemaliye diye bir yer ve Cumhuriyet'in
aydınlık yüzü üstüne
bazı izlenimler
Türk çocuk cerrahları,geçtiğimiz hafta sonu, Fırat
Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Cerrahisi Anabilim
Dalı?nın düzenlediği bölgesel bir bilimsel toplantıya
katılmak üzere Elazığ'da bir araya geldiler. Bir grup,
Bingöl'deki acı olay üzerine Elazığ Havaalanı'nda iner
inmez direkt olarak Bingöl?e geçmeyi tercih ettik. Amaç,
hem bölgeye intikal eden Çukurova Tıp Fakültesi ve Dicle
Tıp Fakültesi acil yardım ekiplerinde gönüllü olarak
görev alan çocuk cerrahı arkadaşlara destek olabilmek hem
de gerek duyulduğunda göçük altında kalan çocuklarımızın
ailelerinin acılarını elden geldiğince paylaşmaktı.
Bingöl'deki zararın tahminimizden daha hafif düzeyde
olduğunu görünce biraz rahatladık.Bununla birlikte, geniş
bir arazinin ortasında kurulan okulu ve yatakhanenin
halini görünce isyan etmek,haykırmak gerekiyordu. İnsan
böyle bir durumu kabullenemiyordu. Koskoca Bingöl?de bir
elin parmakları kadar sayıdaki yapılar dışında, bu derece
ağır hasar gören başka bir yapı yoktu. Bina adeta un ufak
olup bir yığın haline gelmişti. Yaşamımızın 20 yılından
fazlasını onlara,yarınımız olan çocuklara sağlık vermek
uğruna severek harcıyan biz çocuk cerrahları, onların
ölümüne neden olanları, çocuklarımızı bilerek ve
insafsızca o yığının altına itenleri lanetliyordu.
Kurtarma ekiplerinin çalışmaları,
organize bir biçimde ve eşgüdümlü uğraşıları görülecek
cinstendi. Gönüllü tıp mensuplarının, öncekilerde olduğu
gibi bu deprem sonrasında da kendiliklerinden bölgeye
ulaşan ilk kişiler olması bizleri her zamanki gibi
gururlandırdı.. Zaten onlar, Kurtuluş Savaşında da
Ata?nın ardından Anadolu'ya en yoğun biçimde giden meslek
gruplarının başında yer almamışlar mıydı? Çanakkale
Savaşı sırasında hiç mezun veremeyen İstanbul Tıp
Fakültesi, tüm öğrencilerini bu felsefe ile yitirmemiş
miydi?Bu duruma şaşırmamalıydı...
Bununla birlikte şehirde diğer
kurumlar ve resmi güçlerin istenen düzeyde,eşgüdümlü
biçimde işlev gördüğünü söylemek zordu.Duyarlı ve acılı
olan halk yığınları göz önüne alınmalı, bu yığınların
yarasını bilerek kaşımaya ve kanatmaya kalkan provakatör
kişiler için dahe etkin ve yapıcı bir örgütlenme
sağlanmalıydı. Kurumlar deprem sonrasında daha çabuk
toparlanıp görevlerine devam edebilirlerdi. Ama
olmuyordu, bazı gereksiz olaylar önlenemiyordu! Örneğin
devletimizin simgelerinden biri olan önemli bir
bankamızın subesi önünde halk birikiyor ama banka şubesi
bir türlü
açılmıyordu.
Enkaz altındaki çocuklarımızı
,dualarımız dışında bir şey yapamadığımızı görerek
terketmek zorunda kaldık.Yine yaptıkları yanına kar
kalacak olan mütahidlere, onları kontrol edip ruhsat
verenlere, bu kişilerin ihaleyi almasına zemin sağlayan
kişi ve kurumlara yani Cumhuriyet'imizin karanlık olan
yüzüne ve bu yüzü karartan lara lanetlerimizi yollayarak?
Elazığ'da Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk
Cerrahisi ekibinin, yoğun bakımcıların ve çocuk
nefrologlarının göçük altından yollanan çocuklar için
verdikleri özverli hizmeti görünce, bu acımız ve öfkemiz
bir ölçüde de olsa hafifledi. Kongrenin bitimine değin
yollanan hiçbir çocuğumuz kaybedilmemişti. Hastanenin
Avrupa standardları düzeyini yakalayan koşulları,
temizliği, hemşire ve doktorların yoğun ilgisi ise
Cumhuriyetimizin yüzünde karanlık kalmış alanları inatla
aydınlatmaya devam ediyordu.
Fırat Tıp Fakültesi'nde başarı ile
sonlanan kongrenin ardından , Kemaliye ?ye kısa bir gezi
yapıldı. Kemaliye, eski adıyla Eğin,bozuk bir yolun
ardından Keban barajı üstünden 2.5 saatlik bir yolculukla
ulaşılabilen şirin bir yerleşim yeri. Yeşillikler
içinde?Girişinde, alışık olmadığımız bazı tuhaflıklar ve
değişik bir hava seziyorsunuz. Girişte, ahşap bir tabela
üzerine işlenen ? Orada bir köy vardır uzakta,gitmesek de
,gezmesek de o köy bizim köyümüzdür? sözü sizi
silkeliyor.Bu dizelerin bölge için yazılydığını
anlatıyorlar size Kemaliye kaymakamı, spor giysiler
içinde çocuk cerrahlarını karşılıyor. Önce büyük
kentlerimizde bile görülemeyecek bir anlayışla, bakım ve
düzenlemesi yapılmış kültür evinin büyük bir görgü ve
zevk birikimi içinde, sade ama özgün ölçülerde dekore
edilip düzenlenen konuk odasına davet ediliyoruz.
Kaymakamın ve nüfus müdürü, PTT müdürü, belediye
tahsildarı, okulun öğretmeni gibi görevli kişilerin
verdiği birifingi izliyoruz. Sonra, alt kattaki bulunan
ve sinema-tiyatro- konferans salonu olarak kullanılan bir
mekanda TRT'nin Kemaliye ile ilgili olarak hazırladığı
belgeseli izlettiriyorlar bize.Bu sunu sinevizyon
olanakları ile yapılıyor. Hazırlanan bu belgeselde rol
alan oyuncuların Kemaliye'nin kendi halkı ve
belediyesinin, kaymakamlığının resmi görevlileri olduğunu
anlıyorsunuzHer resmi görevli birkaç işi birden yapıyor.
Bunun için hiçbir çıkar gözetmeden ve karşılık
beklemeksizin!.. Bu şirin yerleşim yerinin tarihi
evlerinden birini geziyoruz. Ev halkı tüm evi 50 kişilik
bir grubun hizmetine açıyor,bizlere gayet detaylı
bilgiler vererek. Evin en küçük ferdinin ev ödevini
bilgisayarda tamamlamaya çalıştığını görüyoruz.
Görevliler Kemaliye'yi gezdirirken onu
koruma projelerini anlatıyorlar. Eski eserler ve
camiileri koruma konusunda Vakıflar idaresi ile
aralarında çıkan sorunları, bölge halkının kendi olanak
ve katkılarını bir araya getirerek onarmak istedikleri
tarihi yapılara bürokrasinin gösterdiği engellemeleri
öğrenerek üzülüyoruz. Vatandaşların bu bölgelerde para
toplayarak bölge yararına yatırımda bulunmaları,girişim
yapma isteklerinin bulunması çok ama çok önemli bir
gelişme çünki.
Bu arada, 1940 larda Kemaliye?lilerin
devletle ortaklaşa kurdukları hidroelektrik santralı nı
bize nasıl gururla gösterdiklerini izliyoruz. Neşeli bir
ortamda yenilen yemekten sonra Kemaliye müzesini
geziyoruz.Burası eski bir kilisenin yeniden restore
edilmesi ile, önceki dönemlerde, çalışkan bir
kaymakamımızın emekleri ile ortaya çıkmış. Kemaliye
halkının müzeye verdiği çok değerli parçalar var. Bu tür
bir müzeyi pek çok büyük kentimizde görmemiş olduğunuzu
anımsıyorsunuz. Temizliği, bakımlı hali sizi şaşırtıyor.
Her Kemaliye'li her belediye çalışanı, her devlet memuru
müzenin doğal müdürü, doğal temizlikçisi, doğal
ziyaretçisi gibi.
Müzeden sonra Kemaliye'nin sanat evini
ziyaret ediyorsunuz. Halkın, resmi görevlilerin ortaklaşa
olarak oluşturduğu topluluk Kemaliye kökenli besteleri
seslendiriyorlar. Orkestra enstrümanları içinde klarnet,
keman, tambur gibi halk müziği kültürümüzde pek yaygın
kullanılmayan unsurların olması ilgi çekici. Orkestraya
başı açık veya örtülü kızlarımız, erkek müzisyenlerle yan
yana oturarak güzel sesleri ile eşlik ediyor. Kaymakamın
resmi şöförünün bu kültür faaliyetlerinin icrasında
önemli bir rolü olduğunu görmek bizleri daha da
şaşırtıyor. Kemaliye kökenli besteler,notaları ile bir
kitapta sunuluyor sizlere. Kemaliye'nin tarihi ve
turistik özelliklerini gösteren birinci kalite hamur
kağıda basılan bir ikinci kitabı da sunuyorlar sizlere.
Bu arada ÇEKÜL vakfının Kemaliye şubesi ziyaret ediliyor.
Size tanıtım broşürlerini sunuyorlar. Bir öğretmen, bu
sunuları ve tanıtımı yapmasını ikinci bir görevi gibi
görüyor. Sizi üniversiteye bağlı olan halı atölyelerine
götürüyorlar, Yüksek okul öğrencilerinin bilinçbi biçimre
dokudukları zevkli halıları gururla izliyorsunuz.1926 da
Kemal Paşa, adının buraya verilmesini kabul ederken,
kimbilir nasıl karar vermişti? Başka yerlere tanımadığı
bu ayrıcalıklı hakkı buraya niye tanımıştı? Bu seçiminde
hata yapmadığını düşünüyor tüm konuklar.
Kaymakam bey bizleri uğurlarken?
Hocam, henüz Kemaliye'lileri tanıyamadınız. Yaptıkları
kaya yolunu görünce onları tanıyacaksınız!
diyor.Kemiliye'lilerin son 130 yılda İstanbul yolunu
kısaltmak amacıyla elleri ile yaptıkları yol
inanılmaz.Yüksek uçurumlardan sepetler içinde sarkıtılan
bu insanlar Fırat'ın kenarında duvar gibi yükselen,
aşağıya bakmaya cesaret bile edemeyeceğiniz kayaları
elleri ile oyarak 8,5 km lik bir yol yapmışlar. Tanıtım
kitabında bu yola emek verenleri, belki de yaşamını
yitirenleri tek tek belirtiyorlar. Kemaliye'liler için
İstanbul uygarlık demek.Uygarlığa en çabuk ve kısa
tarafından ulaştıran yol uğruna ölmek onlar için bir
yaşam felsefesi haline gelmiş. Bu yolu
görmelisiniz.İnsaen azminin sınırlarını hakkında fikir
edinmek için bu yolu ve Ayşe Kulin?in ?Köprü'sünü ?
gözlerinizle görmelisiniz.
Kemaliye denen yer ve halkı niye
böyleydi?Kemaliyeliler, sizler bizim kafamızı
karıştırdınız! Felaket edebiyatına kendimizi kaptırmış
güzelce giderken ,bizi durdurdunuz. Hapisaneniz yıllardır
kapalı? Çünki bir gerek olmamış. Terör örgütleri sizleri
rahatsız edememiş.Birbirinize bağlısınız.
Kentte yaşayanlarınız her yazı tatilini burada
geçirilyor. Hafta sonu konserlerini İstanbul'da yaşayan
tüm Kemaliye'liler cep telefonlarından naklen
dinliyorlar. Topraklarına, vatanlarına, devletlerine
bağlılar.
Kemaliyeliler ,sizlere ve sizin gibi yaşayabilen görüp
gidemediğimiz diğer yerleşim yerlerine,
sesleniyorum.Sizler Cumhuriyet?in aydınlık yüzünü temsil
ediyorsunuz. Azınlıkta olsanız da, parlak ışığınız
karartılmaya çalışılan tüm yerleri aydınlatmaya yetiyor.
Sizi tanıdıktan sonra, bizler artık
hastalarımıza daha moralli yaklaşacağız.Sağlık
sorunlarımızın getirdiği gerginliği üstümüzden atmaya
çalışırken,sizi anımsayacak ve daha iyi mücadele
edeceğiz. Bizi aydınlattınız, bizi umutlandırdınız.Sizi
tanımakla onurlandık. Sizinle övünüyoruz.Artık ?orada,
uzaktaki köy ?bize uzak değil. Oraya gittik, orayı
gördük. Orası artık gerçekten bizim köyümüz. Zor
anlarımızda siz Kemaliye'lilerin yaktığı ateşi içimizde
hep hissedeceğiz. Sizler, ,Atatürk?ün resimlerini her
yere asmışsnız. Sizin resimlerinizdeki Atataürk?ün yüzü
neden daha iyi gülüyordu diye düşünüyorum. Derinden
gülümsemesinin nedeni, siz Kemaliye'lilerin O'nu aşmak ve
gösterdiği hedefleri daha yukarı çıkarmak için verdikleri
büyük uğraştan olsa gerek...
tour, gallipoli, Edirne, Edirne Hotels, Hotels in
Edirne, tours Edirne, Central Region of Turkey, Ankara, Ankara
Hotels, Hotels in Ankara, Tours Ankara, estambuli istambul, Turkei,
Turkiye, Turquia, Istamboul, Bursa, Bursa Hotels, Hotels in Bursa,
Tour in bursa, Hotels of Bursa, Canakkale, Canakkale Hotels, Hotels
in Canakkale, Hotels of Canakkale, Troya, Tours in kapatuka,
Konya, Konya Hotels, Hotels in Konya, tours Konya, mevlana
celalettin rumi, dervishes,